‘Ramazan’ Kategorisi için Arşiv


Peygamberimiz (s.a.v.) Şâban ayının son gününde okuduğu bir hutbede sahabelere şöyle sesleniyordu:
Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi.
Bu öyle bir aydır ki içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.
Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları meşru kıldı.
Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun taat ve ibadetin zorluklarına sabretme ve dayanma ayıdır. Sabrın karşılığı da ancak Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır bu ay mü’minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.


BİR AY İŞTAHLARA PAYDOS

 

● Ramazanda, güneşin doğmaya hazırlanmasiyla başı arasında, en uzun günlerde ortalama 18, en kısa günlerde 10 saat, sırf Allah için vücuda ağızdan veya herhangi bir yerden hiçbir madde almak, cinsî temasta bulunmamak ve bütün maddî iştihalardan kaçınma rejimi…

 

● İster gıda, ister deva, dışarıdan giriş kapıları kapanacak ve yalnız iki mevzuda içeriden çıkış yolu da engellenecektir. İşte muayyen bir ayın muayyen müddetli günlerinde riayet edilecek bu rejimin adı şeriat dilinde “Savm” veya “Siyam”, Türkçede de oruç…

 

● Şartları da her ibadet şeklinde olduğu üzere İslâm, büluğ ve akıl…

 

● Oruç bozmayan çeşitlerine kadar bütün iştihalara bir ay paydos…

 

● Bayram günü eğlence yerinde kaynaşan, hora tepen kalabalıkları yanındakine gösterip “gel seninle bir köşeye çekilip orucun hıncını çıkarmak istercesine eğlenen bu insanların haline ağlayalım; bak, içlerinde ibadetim kabûl edildi mi diye kaygılanan tek kişi var mı ?” diyen velinin anladığı mânada iştihalara paydos !..

 

 

 

     ŞEKİL

 

● Orucun asıl mümtazlığı şu noktadır ki, bütün ibadetler, yapıldığı zaman, yapılışıyle meydana çıkar da, oruç, bozuluşiyle belli olur. Oruçlular arasında onlar gibi hiçbir şey yemeyen ve içmeyen birinin, oruçlu olup olmadığını anlayamazsınız. Fakat alenen paketini açıp sigarasını tellendirince oruçsuz olduğunu görürsünüz. Bu bakımdan oruç, fiiliyle değil, ancak fiiline ihanetle ve Allah ile kul arasında kalır. Ne mânalı bir haya ve hicab imtihanı ! Ve cezası ne müthiş !..

 

● Şartları içinde niyet başta… Özürleri içinde de hayz ve nifas hali, hastalık ve yolculuk… Hastalıkta ve yolculukta tâkati olan ve dileyen tutabilir de, malûm vaziyetteki kadın tutamaz.

 

● Orucun farz, vacip ve sünnet üç şekli var… Haram ve kerahet belirtici şekilleri de… Haramlığı senede beş gün… Ramazan bayramında ilk ve kurbanda dört gün… ” Namaz ” faslında gösterdik… Şimdi farz, vacip, nafile ve mekruh üzerinde duracağız.

 

● Ramazan orucu, eda ve kazada farz…. Keffaret oruçları da farz… Nezir orucu vacip… Nezredilen itikâf orucu da… Gerisi sünnet ve nafile…

 

   BİLGİ

 

● Hicretin ikinci yılı farz kılındı. Kâinatın Efendisi Medine’ye bağlı 11 yıllık hayatlarında 9 ramazan idrak ettiler ve bunların dördünde 29, beşinde de 30 gün hesabiyle oruç tuttular…

 

     CEZA

 

● Tutlamayan orucun kazası güne gün, kasıt ile bozulanın da 1 güne aralıksız 60 gün… Yahur 60 fakiri sabah – akşam doyurmak… Keffaret mecburiyeti…

 

  BOZMAZ

 

● Unutularak oruç bozucu fiillerden birini işlemek, yemek, içmek, orucu bozmaz. Hatırlayınca kendine gelmek, ağızdakini tükürmek ve oruca devam etmek icab eder…

 

● İnzal olmaksızın öpmek…

 

● Uykuda ihtilâm olmak…

 

● Cünüplük… (Elde olmayan)

 

● Ağız içi balgamı yutmak, burun akıntısını boğaza çekmek…

 

● Kulağa su kaçırmak…

 

● İstenmeden boğaza toz veya duman girmesi…

 

● Boğaza sinek kaçması…

 

● Ağızda kalan lezzetlerin tükürükle yutulması…

 

● Dişlerde kalan yemek artıklarını nohut tanesine varmayacak kadarını yutmak…

 

● Dışarıdan susam tanesi kadar bir maddeyi, lezzeti olmak şartiyle çiğnemek…

 

● Dıştan ilaç sürünmek, vücuda akıtmak…

 

● Bıyık ve sakal yağlamak…

 

● İstemeden kayyetmek… Ağız dolusu olmadan… (kayyetmek = kusmak)

 

● Gelen gayyin kısmen ve cüz’î, geri gitmesi…

 

● Ağıza parmak sokup az miktarda kayy getirmek…

 

● Hacamat olmak…

 

● Bozmayı düşünmek…

 

● Günah işlemek…

 

 

     BOZAR

 

● Yenilen ve içilen her şey…

 

● İçe çekilen duman… Hususiyle sigara dumanı…

 

● Burna çekilen her şey… İlaç ve enfiye…

 

● Madenî veya nebatî, ne olursa olsun, bir şey yutmak…

 

● Kulağa yağ damlatmak…

 

● Dışarıdan boya vesaire gibi bir karışım olan tükürüğü yutmak…

 

● Yağmur, dolu ve kar yutmak…

 

● Ağız ve burun yıkarken suyu boğaza ve genze kaçırmak…

 

● Ağız dolusu gaseyan…

 

● Zaman hesabından yanılarak oruç bozucu bir fiilde bulunmak.

 

●  Kadın veya erkekte edep yerlerine bez cinsinden de olsa dışarıdan bir şey tıkamak…

 

● Niyetlinin mazur ve mecbur olarak orucunu bozacağı bu ve benzerleri fiillerde kaza, güne gün olduğu halde, bile bile bozanlara keffaret icab eder; unutma hallerindeyse oruç bozulmamışken bozuldu sanıp yemekte devam ederlerse o günün kazasından başka bir borç altına girmezler…

 

● Uykuda bir insanın ağzına bir şey koymak veya damlatmak ve yine uykuda veya baygın bir kadınla cinsi temas, oruç bozucu olmak mahiyetini değiştirmez ve fiilden sonra farkına varanın kazasını gerektirir. Fail ve farkında olan, günahtadır.

 

MEKRUHLAR

 

● Başından beri kaydettiğimiz üzere, bir vazifeyi kendi oldurucu şartları içinde belleyip, bozucu şartları, yani (antitez)leri üzerinde fazla kurcalayıcı olmamak ve onları hesaplamaktan müstağni kalmak yegâne yol… Körün nelere bakıp nelere bakamayacağı üzerinde öğüt almaya ihtiyacı yoktur. İslâmda vazife aşkı ise o vazifeyi zayıflatıcı her şeye karşı kör olmak gibidir. Hangi müslüman, kendisini oruçsuz da olsa, uyuyan veya baygın yatan zevcesiyle fiilen temas edebilir ki, böyle bir iş vukuunda hükmün ne olacağını merak etsin ?.. Böyleyken, ihtimaller ve imkânlar âlemi, şeriate her şeyi hesap etmek zorunu yüklüyor ve fıkıh ilmi, mikroplarla uğraşan bir (bakteriyolog) misali, kendi (tez)inin yanında bütün (antitez)leri toplamak ve göstermek borcu altında kalıyor. Bu kaydı başa aldıktan sonra orucun mekruhlarını sıralayabilriz. İlk tespit, hatırlanması ve yapılmaması gerekirken, yapılmasiyle orucu bozmayacak gaflet fiillerinin büyük kısmı… Mekruh…

 

● Boğaza kaçmadan yemek tadmak… Mekruh…

 

● Sakız ve benzerlerini çiğnemek…

 

● Kadına sarılmak, öpmek…

 

● Tükürüğünü ağzında biriktirip yutmak…

 

● Kan aldırmak… Hacamat…

 

● Meşakkat verici işler…

 

● Ağız ve burna zaruret fazlası su çekmek…

 

     SÜNNETLER

 

● Sahura kalkmak…

 

● Sahuru geç yemek…

 

● İftarı geciktirmemek…

 

● İftari hurma veya su ile başlamak…

 

● Bellibaşlı iftar duaları…

 

     MÜBAH KILAN ŞEYLER

 

● Müminde fiilen oruç tutmamayı mübah kılıcı 8 hal sayılmıştır.

 

● Hastalık, yolculuk, zor altında olmak, gebelik, emziklilik, korkulu açlık, kaygılı susuzluk, düşkün ihtiyarlık…

 

● Hastalık: Her nevi kudret kesici maraz… Hastaya bakan da aynı müsaade içinde…

 

● Yolcu: Devrimizin ulaştırma imkânlarına göre hiçbir zorluk çekmese de müsaadesine sahip…

 

● Zor altında olmak: Kötülük gelebilecek biri tarafından cebredilmek…

 

● Gebelik: Açlığın gebeye ve çocuğuna zarar vermesi hali…

 

● Emziklik: Anneyi zaif düşürmek ve çocuğunu besleyememek durumu…

 

● Korkulu açlık…

 

● Kaygılı susuzluk…

 

● Düşkün ihtiyarlık: Açlık ve susuzluğa dayanıklılığını kaybettirici bitkinlik…

 

● Böyleleri ya kaza, yahut hallerinin devamı takdirinde fidye verirler…

 

● Fidye Ramazan başında da sonunda da verilebilir.

 

● Fidye oruç tutulmayan her güne karşılık, Fıtır Sadakası miktarınca bir fakire doyumluk para ödemektir. İhtiyarlıktan gayri özür hallerinde mani geçince kaza etmek icab eder. Fidye, sonradan imkân kazananların borcuna karşılık olamaz. Borcun imkân avdet eder etmez bizzat ve bilfiil ödenmesi lâzımdır.

 

● Oruç kazalarında, keffaret cezasında olduğu gibi kesintisiz gitmek şart değildir. Dinlene dinlene, kaza günlerini atlata atlata gidilebilir.

 

● Kazalarını yapamayan ve fidyelerini veremeyen, namazda olduğu üzere, ölümünden sonra iskat yapılmasını vasiyet etmelidir. Vâcip… İlâhî rahmet bu noktaya kadar kapılarını açmıştır. Fakat rahmet kapıları açık diye sağlığında vazifeden kaçmak iman ve vicdana sığmaz.

 

● Nafile oruçlarda ziyafet, hem ziyafet sahibine hem de davetliye oruç bozma cevazını verir.

 

FETVÂLAR

 

●  Niyetliyken orucunu bile bile bozan biri, hangi şart altında keffaret dışı kalabilir ? Elcevap: Hilâli gördüğü halde şahitliği kabûl edilmeyen kişi…

 

● Geceden niyetlinin farz orucu tutmakta iken nafile oruca hangi şart altında dönebilir ? Elcevap: Eğer o kişi geceden mükellef olmadan niyet edip gündüz teklif çağına ve bülûğa ererse…

 

● Hangi oruçludur o kimse ki, orucunu kasıtla bozduğu halde kendisine kaza bile gerekmesin ? Elcevap: Üzerinde kaza var zannedip sonradan olmadığını anlayan kimse…

 

● Hangi zevc ve zevcedir onlar ki, mukim ve sıhhatte oldukları halde oruç zamanı ve cebir olmaksızın birleşirler de birine sadece kaza ve öbürüne keffaret icab eder ? Elcevap: Fecir vaktini birinin bilip, öbürünün bilmediği kimselerdir ki, bunlardan bilmeyene kaza, bilip de bildirmeyene de keffaret icab eder.

 

● Ramazanda özürsüz ve kasıtlı oruç bozanlardan keffaret dışı ayrıca bir örnek var mıdır ? Elcevap: Vardır ! Orucu içinde keffareti gerektirici şekilde bozulduğu halde aynı gün hastalanan ve mazereti sonradan gelen…

 

● Ramazan orucunu tamamen terketmiş olmasına rağmen kendisine kaza borcu bile düşmeyen kim olabilir ? Elcevap: O kimse olabilir ki, yabancı memleketlerde İslâm’a girdiği halde oruç farîzasını öğrenememiş ve sonradan bilmiş olsun…

 

● İşi sadece kaza borcu üzerine bırakmak ve keffaretten uzak kalmak için hangi yol vardır ? Elcevap: Niyet etmemek… (Bu noktada, keffareti mucip fiili işlememek diye cevap verilseydi; bilmem, daha yakışıklı olmaz mıydı ? Olmazdı; zira fıkıh bu inceliği mahfuz tutarak sualin zahirine cevap verir ve bu cevapla niyet etmemeyi teşvik mânası çıkmaz.)

 

NOT: ÜSTAD’IN İMAN ve İSLÂM ATLASI isimli eserinden Oruç bahsinin bir bölümünü yayınladık. Bazı kısımları sizin insiyatifinize bıraktık. (Hilali görme, nezir orucu, fıtır sadası vb.)