‘Siyaset & Politika’ Kategorisi için Arşiv


Gazeteciler ve siyasiler YAŞ’ta verilen kareyi yorumladı

O fotoğraf tartışılıyor

Pazartesi günü başlayan Yüksek Askeri Şura toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önceki YAŞ toplantılarının aksine tek başına oturduğu, Genelkurmay Başkan Vekili Org. Necdet Özel’in ise Erdoğan’ın sağında; Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın karşısında yer aldığı fotoğraf karesine gazetecilerden ve siyasilerden farklı yorumlar geldi.

 

İşte o yorumlar:

FATİH ALTAYLI / GAZETE HABERTÜRK GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Yanıt internet sitesinde

Dün Habetürk internet sitesi iki fotoğraf koymuştu yan yana ve “İşte demokrasi, işte militarizm” demişti.
Fotoğraflardan birinde Yüksek Askeri Şûra’nın toplantı masasının başında Başbakan Erdoğan tek başına oturuyor, diğerinde ise Başbakan’la birlikte Genelkurmay Başkanı da yer alıyordu.
Habertürk internet sitesine göre ilk fotoğraf demokrasi, ikinci fotoğraf ise militarizmdi.
Şunu baştan söyleyeyim: “Tek bir fotoğraf karesi hiçbir şey ifade etmez.”
Fotoğraf kareleri zamanda donmuş anlardır. Bir daha asla yaşanmayacak.
Gereğinden fazla anlam ifade etmezler. Tek fotoğrafla demokrasi gelseydi şahane olurdu, ama iş ne yazık ki öyle değil.
“Askeri vesayetten gerçekten kurtulduk mu” sorusunun yanıtı bence Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde.
27 Nisan 2007 tarihli “Son günlerde meydana gelen gelişmeler hakkında” başlıklı yazı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sitesinde durdukça “askeri vesayet” bitmiş sayılmaz.
Yeni Genelkurmay Başkanı kim olacak bilmiyorum.
Diyorlar ki, Orgeneral Özel olacak.
Olursa, gerçekten demokrasiye saygılı bir komutan mı olacak, gerçekten askeri vesayet kalkmış mı o zaman göreceğiz.
Yeni Genelkurmay Başkanı eğer “27 Nisan Muhtırası” olarak bilinen o yazıyı Genelkurmay’ın internet sitesinden kaldırtır ve tüm izlerini de silerse ben o zaman, “İşte demokrasiye doğru bir adım daha” derim.
Ve o adım da askerler tarafından atılmış bir adım olur yine.
O yazı orada durduğu müddetçe “İşte…” demek doğru değildir.

AKİF BEKİ / RADİKAL GAZETESİ YAZARI

Asker gözüyle YAŞ fotoğrafı

Genelkurmay karargâhı, yeni duruma kendiliğinden mi uyum sağladı, yoksa bir adaptasyon etkisi icra edildi mi üzerlerinde?

Sivil-asker ilişkileri, yeni bir fotoğraf çektirdi kendine. Bu kareyi, yenik ve muzaffer tarafların ilişkisi şeklinde okumak hatalı. “Askerin yenilgisi, sivillerin zaferi” denilemez oraya yansıyanlar için. Yenilen asker değil, askerciler çünkü. Militarist düşüncenin, askerci siyasanın hezimete uğradığının resmidir o. Yüksek Askeri Şura toplantısındaki yeni oturma düzenini anlamlandırmaya çalışıyor herkes. Bana göre, iki gerçeği parlattı zihinlerimizde. Birincisi, çoğu sivil o fotoğrafı asker gözüyle yorumluyor. Militarist bakış açısından kurtulamıyor sivil görünümlü bazı kafalar. Hiyerarşiyi yüceltmek, askeri altkültürün esaslarındandır. Rütbelerin sıralanışı, şapkaların dizilişi, kimin kime selam duracağı meselesi, dünyanın en mühim meselesidir askerlikte. Fakat sivillere ne oluyor? Askerin kışla düzenini, demokratik toplum tasavvuru ile karıştırıyorlar. Onun için de, dünyaları yıkılıyor bir fotoğrafla. Nedense sivil-asker ilişkilerinde hiyerarşinin siviller lehine yeniden kurulması, kimi sivilleri askerden daha fazla rahatsız ediyor. Buna ‘askercilik hastalığı’ diyoruz. O fotoğrafın ortaya çıkardığı ilk gerçek budur. Militarizm, sinsi bir şekilde gelip en demokrat bildiğimiz zihinlere dahi yerleşiyor. Bu illetten kısa zamanda kurtulmaları için çareler arayıp bulmalıyız. İkincisi, o fotoğrafın nasıl oluştuğu önemli. Genelkurmay karargahı, yeni duruma kendiliğinden mi uyum sağladı, yoksa bir adaptasyon etkisi icra edildi mi üzerlerinde? Edindiğim izlenim, açık bir direktif verilmese de toplantıda Başbakanlık protokolünün uygulanması için karargaha lisan-ı münasiple dışarıdan telkin yapıldığı şeklinde. Bunun üzerine, Başbakan ve Genelkurmay başkanlarının eşbaşkan gibi eşit oturdukları masa düzeni gitti, yerine askerin anladığı dille ast-üst ilişkisine daha uygun bir düzen geldi. Başbakan Erdoğan, masanın başında yalnız oturuyor artık. Eski YAŞ toplantılarından alışık olmadığımız bu değişim, kendiliğinden olmadı. Yine de, askerin ayak uydurmakta zorlanmadığını görüyorum. Çünkü, askere rağmen de olmadı. Eskisi, kışlanın siyasallaşmasından kaynaklanan zorlama bir teamüldü. Devlet idaresinde askeri asker olarak konumlandıran bu yenisi, askeri usullere de askerlik mesleğinin doğasına da, en az demokratik ilkeler kadar uygun. Emir-komuta zincirinde iki başlılığı asla kaldırmayacak bir meslek varsa, o da askerliktir. Eski YAŞ fotoğrafları, çift başlılık görüntüsü veriyordu. Sivil otoritenin askeri olana üstün gelmesi, aralarındaki ilişkide kafa karışıklığını ortadan kaldırdı. Asker, kime tekmil verip kimden emir alacağını net olarak bilecek bundan böyle. Sorun, askerci sivillerin göz aşinalığında. İntibak sağlamayı bırakın, dalgın ve hülyalı ve yadırgayan gözlerle bakıyorlar o karelere. Askeri altkültürün kodlarıyla düşünenler için hazmı hayli zor bir durum olduğu muhakkak. O fotoğrafa bakıp bakıp, “Türkiye ordusunu kaybetti” diye iç çekiyorlar. İlk şoku atlattıktan sonra, suçlu aramaya başlayacaklar. Kurtarıcı güvence olarak bel bağladıkları komutanları, beceriksizlikle suçlayacaklar önce. Sivil otoriteyi alt etmeyi becerememiş oldukları için. Halbuki, yüksek bürokratlar için istifa, görüş ayrılığı hallerinde kurallı bir davranış, meşru bir hakkın kullanımı. Siyasi iradeyi suçlayacaklar. Sandıktan aldığı ‘karar verme’ görev ve sorumluluğunu ihmal etmemek, hükümetin en büyük kabahati olacak. Ama bir tek CHP’nin günahları gelmeyecek bu neo-militaristlerin aklına. Askerin, CHP seçmeninin yegâne umudu haline gelişine sebep olanları hiçbir zaman suçlamayacaklar. AK Parti’nin alternatifi olarak askeri gören ve gösterenler, yaşadıkları derin hayalkırıklığından kendilerini asla mesul tutmayacak.

UMUR TALU / GAZETE HABERTÜRK YAZARI

Ben biraz farklı düşünüyorum

Elimizde iki tarif oldu:

1. Militarizm: Herkesin haddini bilmesi, bildirilmesidir.

2. Demokrasi: Herkesin yerini bilmesi, bildirilmesidir.

Birinci paşa, başbakan yanındaki koltuğa yerleşirse, militarizm olur…

Yana çektiğinde koltuğu; masa başında başbakan tek başına oturduğunda ise demokrasi.

 

***

 

Militarizm sinirinden demokrasi sınırına yolculuğumuz 80 küsur yıl.

Fakat, vardığımız yer ne militarizmin sonu, ne demokrasinin son durağı.

Bir yolculukta garip yolcular, bir handa huzursuz hancılarız.

Bir aşığın hüzünlü sazıyla sorabiliriz:

Herkesin haddini bildirmek bitti mi…

Herkesin yeri belli mi?

 

***

 

Milleti, Meclis’i, seçilmişleri aşağılayan “Paşalık” tedrisatı mektepte, kıtada yapar.

Paşalık hanedanlık değildir, ama cumhuriyetin ilgasını vaat ettiği unvan ve imtiyazın daniskasıdır.

Muhtemelen kendileri de yoksul, orta halli aile çocukları olan “askeri erkân”, bu “kibir ideolojisi” şevkini de, gücünü de emrindeki itirazsız yüz binlerce yoksul çocuk ve güçsüz kılınmış asttan alır.

Ast-üst ilişkisi, “askerlik”in sevk ve idaresi ötesinde, “Alt ile Üstün” ilişkisi idrak edilir o ideolojide.

Bir rütbeli bunu ancak kalbiyle, vicdanıyla, insanlığıyla aşabilir. Apoletiyle değil!

Yoksa bütün tarih bilinci, askerlik bilgisi, insanlık görgüsü, bütün imtiyaz kültürü ve zümre egemenliği daha askeri okulda inşa edilir.

Önce alttaki sınıfları, önce sınıfındaki zayıfları ezmeyi…

Sonra, daha gencecikken, kendinden kıdemli, daha yaşlı, daha emekçi astsubay, uzman, sivil memur, erat ne varsa, onlara hükmetmeyi öğrenir. Onlardan da bir altındakini ezmesi beklenir ki, bu ezme ezilme meşru ve yaygın olsun!

Esasen tüm milletin geçirildiği dini ya da laik eğitimlerin en hası, en derini, en köklüsü, en silahlısı, en rütbelisi, en açık seçik had ve yer tayinlisi!

 

***

 

 “Milletin ordusu” vardır, bir de “millet ordusu”.

“Asker millet”e hükmetmenin tatbikatı, “milletin askeri”ne, yani toplumun genellikle orta ve altından gelen profesyonel veya tertip askerlere tahakkümle tahkim edilir!

 

***

 

Yıllardır, “herkesin bildiği bu sır”rı yazıyorum.

Kimi subay düşmanlığı, kimi ordu düşmanlığı, kimi takıntı sandı. Oysa daha derindi.

Militarizm, otorite, tahakküm düşmanlığı… Elbette!

Yalancı cumhuriyet, sahte demokrasi ile devlet hukukundan ve güçlü tahakkümünden sıyrılmanın bir harbi kaynağı orada çünkü.

Erkeğin kadını ezmesinin, babanın çocukları dizmesinin, patronun, amirin çalışanları sindirmesinin bir beşiği de, “asker millet” denen, esasta “asker erkek” olan, orada boyun eğme eğdirmeyi, rütbesinin imtiyazı yoksa erkeğin imtiyazını talim eden, ama had bilip bildirmeyi de öğrenen milyonlarca erkek üstüne yapışmış “militer kültür.”

Okulun, ailenin, iş yerinin; siyaset, bürokrasi, polis ve devletin de içine battığı militer genel kültür!

Bu militer kültür öyle “paşa poposu”nu kenara ittirmekle bitse, ne ala!

Ama bizatihi ittiren zihnin orta yerinden de, belki tramvay gibi, belki duble yol, belki tüp geçit, belki metro, hızlı tren gibi “militer kültür, militarist ruh, komuta ve tahakküm hevesi, üstünlük egosu, kibir kervanı” geçiyorsa…

Yani, problem olur, bir problem de odur Kazım!

 

***

 

O yüzden, baştaki iki tarif birbirine çok ters değil; militarizm siniri ile demokrasi sınırı çok uzak değil!

Militarizm lügatinden “had ve yer bilmek, bildirmek” demokrasi idealinin ruhuna aykırıdır; sadece güçlüler arasındaki güç paylaşımında değil; asıl, güçlülerin güçsüze çakışındaki temel alfabe olduğu için.

Çakma piyasa demokrasisinin nice patronu da, siyaset ve devlet sahnesinin nice sarı demokratı da, şimdi hak hukuk gak guk diyen nice paşa da, insanlara tam da bu ikisiyle hitap eder hep:

Haddini bil… Yerini bil!

Haddi değil… Yerine geç!

Hazır ol… Ben buyurursam rahatlarsın!

 

***

 

İnsanları vuran, kahreden sadece “Silahın Kibri” olsaydı keşke…

Bir de “Kibrin Silahı” var!

Yerini bildirdiğinizi düşündüğünüz “büyük askerler”,  her gün yüz binlerce “küçük asker”e haddini bildirmeye devam edecek mi?

Sizin yer bildiren demokrasinizde; alttakine, aşağı sayılana, güçsüze, itirazı olana, farklı düşünen, farklı inanan herkese yeri ve haddi bildirilecek mi?

Kritik eşik odur.

O eşikte eşek yerine konmaktan hoşlanmak ya da hoşlanmamak:

Mesele biraz budur!

ERTUĞRUL ÖZKÖK / HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI

Evet, Yüksek Askeri Şûra’nın o fotoğrafı, demokratik açıdan estetik bir fotoğraftır.
Eğer o fotoğraftan aldığımız haz samimiyse, şimdi sıra insan karakterinde de aynı estetiği umut etmektir.
Bu karaktere demokratik rötuş nasıl mı yapılabilir?
Çok basit. Küçümseyen, aşağılayan, alay eden o zihniyeti ayıplayarak.
Bir de adalet, çoğulculuk ve kuvvetler ayrılığı prensiplerine sımsıkı sarılarak…
Tabii bir de, bir silahlı gücün hukuksuzluğu yerine, başka bir silahlı gücün hukuksuzluğunu koymayarak.

MUSTAFA ÜNAL / ZAMAN GAZETESİ YAZARI

YAŞ 2011’in fotoğrafı

Unutulmaz fotoğraf kareleri vardır, tarihin hafızasına kazınan.

İşte onlardan biri: YAŞ 2011 fotoğrafı. Yıllar geçse de hatırlanacak. Masanın başında Başbakan Erdoğan, hemen sağında Kara Kuvvetleri Komutanı Necdet Özel. Solunda ise Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz. Şûranın diğer üyeleri de masadaki yerlerini almış.

Nereden bakılırsa bakılsan olağanüstü bir görüntü ve Türkiye’nin alışık olmadığı fotoğraf karesi bu… Kanunda başbakanların Yüksek Askerî Şûra toplantılarına başkanlık ettiği yazar. Ancak hemen yanlarında adeta bir ‘eş başkan’ gibi genelkurmay başkanları oturur. Bugüne kadar tüm YAŞ fotoğrafları ‘ikili başkan’ görüntüsünü yansıtıyordu.

…..

2011 YAŞ’ının fotoğrafı aslında bir zorunluluktan… Asaleten atanmış Genelkurmay Başkanı yok çünkü. Işık Koşaner’in boşalttığı koltuğun asili yok, vekili var. Necdet Özel bugün yarın atanacak. Vekil sıfatıyla Özel Başbakan’ın yanına oturabilirdi. Bunu kimse de yadırgamazdı.

Zorunluluk etken ancak yeni masa düzeni kendiliğinden değil, Başbakanlık’tan giden mesaj üzerine oluştu. Ancak niye kalıcı olmasın? Türkiye bu fotoğrafı sevdi çünkü. Normalleşmenin resmi olarak gördü. Demokratikleşmenin doğal sonucu olarak değerlendirdi. Yasa da YAŞ başkanının, başbakan olduğunu söylediğine göre yeni masa düzeninin sürekli bu şekilde olması gerekmez mi?

….

Sonuçlarını henüz öğrenemesek de YAŞ 2011’i en iyi o fotoğraf anlatıyor. Büyük ihtimalle kararlar da o tarihî fotoğrafın yansıması olacak.

YAVUZ DONAT / SABAH GAZETESİ YAZARI

Fotoğraf

Görüntü mü daha önemli yoksa içerik mi?.. Yüksek Askeri Şûra toplantısının başında çekilen fotoğrafın “haber değeri”, Şûra toplantısından daha mı fazla?
Oysa fotoğraf son derece “normal.”
Mademki Şûra’nın başkanı “Başbakan.”
Öyleyse “masanın başında tek koltuk olur.”
Ona da “Başbakan oturur.”
“Mevzuat”
bunu gerektirir.

***

Bu “son fotoğraf” normal olduğuna göre…
Demek daha önceleri “anormal bir durum” vardı.
Toplum yıllarca “2 başkanlı Şûra izlenimi veren fotoğrafları görmeye” alışık olduğu için de…
Anormallik “teamül” haline gelmişti.
Adeta “kurumsallaşmıştı.”

***

“Yeni fotoğraf” normalleşmenin fotoğrafı.
“Olması gereken” oluyor, hepsi bu.
Keşke çok daha önce olsaydı.

Reklamlar

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve AK Parti’li siyasetçiler gündeme damgasını vuran, YAŞ toplantılarındaki fotoğrafı yorumladı.

 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısındaki oturma düzeniyle ilgili haberlere ilişkin, ”Bugüne kadar şu veya bu sebeple belki yanlış bir görüntü vardı, bugün bu görüntü olması gereken bir yerde kendisini gösteriyor. Bizim Anadolu’da bir tabir var, ‘bir köyde iki muhtar olmaz’ derler. Sayın Başbakanımızın böyle bir toplantı düzeninde bulunmasını çok olağan, çok normal, çok doğru, çok haklı karşılamanız lazım” dedi.

 

Arınç, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğünden emekliliğini isteyen Hilmi Bengi’nin, görevini Kemal Öztürk’e devrettiği törene katılmak üzere bulunduğu Anadolu Ajansı’nda gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

“MGK TOPLANTILARINDA OLUYOR MU?”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın YAŞ toplantısında başkan sıfatıyla tek başına oturmasının çok yazılıp çizildiğini, bunu hayretle karşıladığını belirten Arınç, şunları söyledi: ”YAŞ’ın başkanı Sayın Başbakan’dır, kanunda böyle yazıyor. ‘İyi ama bugüne kadar yanında Genelkurmay Başkanı da olurdu.’ Doğru olan, başkanın tek başına başkanlık etmesidir. Mesela Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına ben katılıyorum. Teamüle bakarsanız, Anayasa’da da öyle yazıyor, Milli Güvenlik Kurulu başkanı Sayın Cumhurbaşkanıdır. Sayın Cumhurbaşkanı toplantıda otururken yanında bir başkası bulunuyor mu? Mesela Sayın Başbakan ‘ben de yanınızda durayım diyor mu’ veya böyle bir görüntüye hiçbiriniz rastladı mı?

 

“ÇOK DOĞRU ÇOK NORMAL ÇOK OLAĞAN”

Bugüne kadar şu veya bu sebeple belki yanlış bir görüntü vardı, bugün bu görüntü olması gereken bir yerde kendisini gösteriyor. Bizim Anadolu’da bir tabir var, ‘bir köyde iki muhtar olmaz’ derler. Kanun kime başkanlık yetkisini ve imkanlarını vermişse toplantıya o başkanlık eder. Ben de şahsen bu toplantının başkanı olsam yanımda bir başkasının bulunmasını hoş karşılamam. Siz herhalde bu konuda daha hazımlısınız. Şu anda Türkiye’de Yüksek Askeri Şura toplantısına kanun gereği başkanlık eden Sayın Başbakanımızın böyle bir toplantı düzeninde bulunmasını çok olağan, çok normal, çok doğru, çok haklı karşılamanız lazım.”

 

‘O’ FOTOĞRAFA AK PARTİ’LİLERİN YORUMLARI

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, YAŞ’ta yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken “Teamül değil, Anayasa ve yasalar neyi gerektiriyorsa onun yapılması gerekiyor” dedi. Yazıcı da ‘teamül’lerin uygulamaya dönüşmüş hukuk dışı durumlar olduğunu savundu.

Bu yıl bir dizi “ilk” yaşanan YAŞ’ta yaşanan gelişmeleri ve ilk günü ortaya çıkan fotoğrafı değerlendiren AK Parti kurmayları, “teamül döneminin bittiğini” söylediler. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, şunları söyledi:

“Türk Silahlı Kuvvetleri ve Askeri Şura’lar konusunda hemen her tartışmada en çok gündeme getirilen konu; ‘efendim teamüller’ deniyor. Teamül nedir? Sözlük anlamı, bir şeyin tekrarlana tekrarlana alışkanlık haline gelmesidir teamül. Şimdi bizim ordumuzla ilgili sürekli teamülden bahsediliyor. Düşünün bizim ordumuz darbe yapmayı alışkanlık haline getirmiş, muhtıra vermeyi, bildiri yayınlamayı alışkanlık haline getirmiş, fırkateynin üstüne çıkıp efelenmeyi alışkanlık haline getirmiş… Şimdi bu kötü alışkanlıklar da sözlük anlamında teamüldür. Onun için artık burada teamül değil, anayasa ve yasalar neyi gerektiriyorsa onun yapılması gerekiyor. Şimdi yapılan da odur. Bu son yapılan Askeri Şura’da olması gereken olmuştur.”

Çelik, Işık Koşaner ve 3 kuvvet komutanının istifasıyla ilgili de şu yorumu yaptı: “Eskiden komutanlarımız rahatsız olduklarında tepkilerini muhtıra, bildiri ve benzeri anti demokratik yollarla ifade edilyorlardı. Şimdi ne oldu? Bazı gelişmelerden rahatsızlık duyan eski Genelkurmay Başkanı emekli olmayı tercih etmiştir. Bu çok önemli bir değişimdir. Işık Paşa demokrasi ile yönetilen bir hukuk devletinin genelkurmay başkanının böyle bir rahatsızlık durumunda yapması gerekeni yapmıştır. Görev süresi boyunca beyanatlar verip siyasi bir şahsiyet olarak hiç ortaya çıkmadı, ayrılırken de öyle yaptı.”

YAZICI: “HUKUK DIŞI UYGULAMALAR”

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da, “Türkiye yıllarca üstüne sinmiş, bazı kesimlere alışkanlık olarak yerleşmiş, yasaların ötesinde teamül olarak nitelendirilerek uygulamaya dönüştürülmüş hukuk dışı durumlardan sıyrılıyor” dedi. Yazıcı şöyle devam etti: “Bu anlamda bu gelişmeleri, değişimleri Türkiye’nin geleceği açısından son derece önemsiyorum” dedi.

BOZDAĞ: “DEMOKRASİMİZİN EN GÜZEL FOTOĞRAFLARINDAN BİRİ”

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ise Yüksek Askeri Şura’daki yeni oturma düzenini, “Demokrasimizin en güzel fotoğraflarından biri” şeklinde yorumladı.
Bozdağ, “Bu fotoğrafı tarihi bir fotoğraf olarak görüyorum. Demokrasimizin en güzel fotoğraflarından biri olarak tarihteki yeri alacağına inanıyorum” dedi.

 ELİTAŞ: “YAŞ’TA OLAĞAN HALE GELDİ”

AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da, yaşananları VATAN’a şöyle değerlendirdi: “YAŞ kimi ilgilendiriyor? Terfi edecek subayları ve generalleri ilgilendiriyor. Yoksa beni ilgilendirimiyor, manavı, ekonomi profesörünü, çiftçiyi, işçiyi ilgilendirmiyor. Hatta eratı bile ilgilendirmiyor. Dediğim gibi bundan sonraki sonraki süreçte sadece ilgililerin ilgilendiği bir toplantı haline gelecek. Normalleşmenin en önemli göstergesi de budur.”


CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce: Askerin siyasallaşması kötüdür, ama daha kötüsü sivil iradenin askerleşmesidir.

 

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, sivilleşmenin kendileri için de çok önemli olduğunu belirterek, ”Askerin siyasallaşması kötüdür, ama daha kötüsü sivil iradenin askerleşmesidir” dedi.

İnce, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, 31 Temmuz Pazar günü, Türkiye-İran sınırındaki Esendere Sınır Kapısı’nda, bir milletvekili ile birlikte yaklaşık bin kişinin, ”Kürdistan özerk bölgesi”, ”Pasaportsuz giriş yasaktır”, ”KCK kontrol noktası” yazılı pankartlar astıklarını söyledi.

Bunların üzerine söz konusu milletvekilinin, ”Sınırı kapatmak anayasal hakkımızdır” dediğini belirten İnce, bütün bu olanlara rağmen hükümetin üç gün boyunca sesini çıkarmadığını ifade etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, olanlar karşısında sustuğunu savunan İnce, ”Herkese aslan kesiliyor. Profesörlere, generallere, gazetecilere… Ama burada kedi, hatta kağıttan kaplan bile değil. Meşenin dalını gösterdiler, özerklik ilan ettiler, bayrağımızı indirdiler sustu. Devlet nerede? Hakkari’de devlet yok, kabadayı Başbakan yok. Başbakan, Başkanlığını sadece Çakmak Salonu’nda hatırlıyor” dedi.

Şu anda 250 subayın tutuklu bulunduğunu, hiçbiri hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmadığını belirten İnce, 14 general ve amiral ile 58 albayın YAŞ’ta değerlendirmeye girme hakkını da kaybettiğini söyledi.

İnce, şunları kaydetti:

”Biz de bu ülkede askerin süngüsü gitsin istiyoruz. O süngüden asıl biz çektik. Sivilleşmek hepimizin özlemidir. Askerin siyasallaşması kötüdür, ama daha kötüsü sivil iradenin askerleşmesidir. Sivilin askerleşmesi, askerin siyasallaşmasından daha kötüdür. Hitler, Mussolini, Stalin de sivildi. Bunları unutmamalıyız.

Bu ülkede yaşadığımız süreç Apo’ya af sürecidir. Genel af sürecine doğru gidiyoruz. Balyozcular, Ergenekoncular, şikeciler, taş ve yumurta atanlar içeride. Önce bu hazırlıklar tamamlanıyor ki doğrudan Apo’ya af çıkarsalar bunu yapamayacaklar.

Tayyip Erdoğan’ın kişisel egolarının tatmin etme yeri midir Başbakanlık? Çakmak Salonu’nda toplantı bir saat sürüyor. Sonra Genelkurmay Başkan Vekili ile konuta gidiyor 2 saat toplantı yapıyorlar. Diğer komutanlardan neyi gizliyorsunuz? Fatih Sultan Mehmet’in bile böyle bir yetkisi yoktu. O savaş kaybettiğinde kellesi gidiyordu.

Tek başına belirleyici, ama kesmiyor artık bunu. Rektörleri, bakanları, milletvekillerini, kaymakamları, cumhurbaşkanını, genel müdürleri, müsteşarları o belirledi ancak artık bunlar onu kesmiyor. Ama Türkiye teslim olmayacaktır. Bu millete güveniyorum. Türkiye’de CHP var. Asla teslim olmayacağız.”

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İnce, askerlik süresinin kısalmasına ilişkin haberleri değerlendirirken, ”Biz seçim öncesinde dedik, ama Başbakan, ‘Bunu gelin halka soralım’ dedi ve hatta dalga geçti. Şimdi dalga geçtiği bir şeyi kendisi söyleyemedi ki Başbakan Yardımcısına söyletti” dedi.

İnce, başka bir soru üzerine 8 Ağustos’ta Ergenekon davasının duruşmasına kalabalık milletvekili heyetiyle katılacaklarını söyledi.

AA


TSK’nın yeni komuta kademesini ilk kez Çankaya Köşkü açıkladı

Sivilleşmede bir adım daha!

Ankara’da önceki yıllarda Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği tarafından açıklanan Yüksek Askeri Şûra kararları bu yıl ilk kez Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başdanışmanı Ahmet Sever tarafından açıklandı.

Sever, “Sayın Cumhurbaşkanımız Yüksek Askeri Şûra kararlarını onaylamışlardır” diyerek TSK’nın yeni komuta kademesini açıkladı.

 

TSK’daki alt terfiler ve diğer atamalar ise Genelkurmay Başkanlığı tarafından yazılı açıklama ile kamuoyuna duyurulacak.

Bir süreç olan sivilleşme ve demokratikleşmenin önemli bir adımı olarak okurlarımıza sunduğumuz tartışma yaratan fotoğrafın ardından, ikinci adım YAŞ kararlarının Genelkurmay Genel Sekreterliği yerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başdanışmanı Ahmet Sever tarafından açıklanması oldu.

Kararların açıklanmasının Çankaya Köşkü tarafından yapılması sivilleşme ve demokratikleşme yolunda yaşanan sürecin yeni bir sembolik ifadesi…

 

KAYNAK: http://www.haberturk.com/gundem/haber/655029-sivillesmede-bir-adim-daha


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği ”Güvenlik Toplantısı” başladı

"Güvenlik Toplantısı" başladı

Başbakanlık Merkez Bina’da düzenlenen olağan toplantıya, Genelkurmay Başkan Vekili Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan katıldı.

Öte yandan, daha önceki ”Güvenlik Toplantısı”, 14 Temmuz’daki Silvan saldırısının ardından yapılmıştı.

Bu toplantıya, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Necdet Özel ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan katılmıştı.

AA


Orgeneral Necdet Özel Genelkurmay Başkanı oldu

TSK'nın zirvesi belirlendi!

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) komuta kademesi 3 gün süren Yüksek Askeri Şûra toplantısının ardından belirlendi. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Özel, asaleten Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı.

YAŞ toplantılarının dün sona ermesinden sonra alınan kararlar, bugün sabah saatlerinde, Genelkurmay Başkanlığı’nda Başbakan Erdoğan’ın onayına sunuldu. Başbakan Erdoğan’ın imzaladığı kararlar daha sonra Orgeneral Necdet Özel tarafından Çankaya Köşk’üne götürülerek Cumhurbaşkanı Gül’ün onayına sunuldu.

Cumhurbaşkanı Gül’ün onayından sonra Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanlarından Ahmet Sever, Köşk önünde basın mensuplarına yeni atanan kuvvet komutanlarını açıkladı.

 

İşte TSK’nın yeni zirvesi:

Genelkurmay Başkanı: Orgeneral Necdet Özel

Kara  Kuvvetleri Komutanı: Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu

Deniz Kuvvetleri Komutanı: Oramiral Murat Bilgel

Hava Kuv. Komutanı: Korgeneral Mehmet Erten

Jandarma Gen. Komutanı: Orgeneral Bekir Kalyoncu

ORGENERAL ATAMALARI
Genelkurmay 2. Başkanı Aslan Güner Harp Akademileri Komutanlığına, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman 1. Ordu Komutanlığına atandı.

Orgeneral atamalarına göre, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığına, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman 1. Ordu Komutanlığına, 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Hulusi Akar Genelkurmay 2. Başkanlığına getirildi.

Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanı Korgeneral Abdullah Atay Ege Ordu Komutanlığına, 5. Kolordu Komutanı Korgeneral Ahmet Turmuş 3. Ordu Komutanlığına atandı.

Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Nusret Güner Donanma Komutanlığına getirilirken, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı YAŞ üyesi oldu.

 

KARA KUVVETLERİNDE TERFİ EDEN KOMUTANLAR
Yüksek Askeri Şura (YSK) toplantısında alınan kararlara göre, 30 Ağustos 2011’den geçerli olmak üzere, Kara Kuvvetleri Komutanlığında 3 korgeneral orgeneralliğe, 5 tümgeneral korgeneralliğe, 11 tuğgeneral tümgeneralliğe, 24 albay tuğgeneralliğe terfi etti.

YAŞ kararlarına göre, Korgeneral Hulusi Akar, Korgeneral Abdullah Atay ve Korgeneral Ahmet Turmuş orgeneralliğe yükseltildi.

Kara Kuvvetleri Komutanlığında korgeneralliğe yükseltilen tümgeneraller şunlar: Tümgeneral Tahir Bekiroğlu, Tümgeneral İsmail Serdar Savaş, Tümgeneral Yıldırım Güvenç, Tümgeneral İhsan Uyar, Tümgeneral Alaeddin Örsal.

Tümgeneralliğe yükseltilen tuğgeneraller ise şöyle: Tuğgeneral Yavuz Türkgenci, Tuğgeneral Tayyar Süngü, Tuğgeneral İshak Ceylan, Tuğgeneral Erdoğan Akyol, Tuğgeneral Mete Salt, Tuğgeneral Satı Bahadır Köse, Tuğgeneral Mustafa Özsoy, Tuğgeneral Göktürk Gökbayrak, Tuğgeneral İlhan Bölük, Tuğgeneral Ali Doğan İnce, Tuğgeneral İlyas Bozkurt.

Tuğgeneralliğe yükseltilen albaylar şunlar: Tank Kurmay Albay Asım Kocaoğlu, Tank Kurmay Albay Lokman Ali Yılmaz, Topçu Kurmay Albay Kemal Yeni, Piyade Kurmay Albay Mehmet Şükrü Eken, Topçu Kurmay Albay Hasan Nevzat Taşdeler, Topçu Kurmay Albay Erhan Uzun, Topçu Kurmay Albay Kemal Başak, Topçu Kurmay Albay Mustafa İlter, Piyade Kurmay Albay Bilgehan Saymaz, Topçu Kurmay Albay Mehmet Topçu, Topçu Kurmay Albay Halil Erkek, Topçu Kurmay Albay Orhan Gündüz, Topçu Kurmay Albay Şafak Gök, Topçu Kurmay Albay Mehmet Göktan, Topçu Kurmay Albay Nuri Cankıymaz, Topçu Kurmay Albay Mehmet Karadayı, Topçu Kurmay Albay Mehmet Dişli, İstihkam Kurmay Albay Celalettin Bacanlı, İstihkam Kurmay Albay Gürsel Yüz, Piyade Kurmay Albay Necdet Tuna, Topçu Kurmay Albay Zeki Gürcan, Piyade Albay Necati Tekin, Muhabere Albay Mesut Bedri Usta, Tabip Albay Muzaffer Öztosun.

 

HAVA KUVVETLERİNDE TERFİ EDEN KOMUTANLAR
Hava Kuvvetleri Lojistik Komutanı Korgeneral Mehmet Erten orgeneralliğe terfi ettirildi ve Hava Kuvvetleri Komutanı olarak atandı.

YAŞ kararlarına göre, Hava Kuvvetleri Komutanlığında 2 tümgeneral, 5 tuğgeneral ve 10 albay bir üst rütbeye yükseltildi. Buna göre, Korgeneral Mehmet Erten orgeneralliğe, tümgeneraller Nezih Damcı ve Mehmet Çetin korgeneralliğe, tuğgeneraller Muhittin Fatih Sert, Ziya Cemal Kadıoğlu, Ateş Mehmet İrez, Yılmaz Özkaya ve Atilla Öztürk tümgeneralliğe terfi etti.

Hava pilot kurmay albaylar Fethi Alpay, Serdar Gülbaş, Semih Koşucuoğlu, Atilla Darendeli, Suat Murat Semiz, Şaban Umut, Uğur Buldu, Koray Uz ve Hava Savunma Kurmay Albay Ahmet Cural ile Hava Uçak Bakım Kurmay Albay İhsan Özdamar tuğgeneralliğe yükseltildi.

 

DENİZ KUVVETLERİNDE TERFİ EDEN KOMUTANLAR
Deniz Kuvvetleri Komutanlığında 1 koramiral, 1 tümamiral, 3 tuğamiral ve 7 kurmay albay bir üst rütbeye yükseltildi.

YAŞ kararlarına göre, koramiral Nusret Güner oramiralliğe, Tümamiral Veysel Kösele koramiralliğe, Tuğamiraller Kemalettin Gür, Hasan Şükrü Korlu ve Emin Sami Örgüt tümamiralliğe yükseltildi. Ayrıca deniz kurmay albaylar Mustafa Zeki Uğurlu, Ali Murat Dede, Aydın Şirin, Hasan Nihat Doğan, Muhittin Elgin, Hayrettin İmren ile Deniz Mühendis Albay Ahmet Çakır tuğamiralliğe terfi etti.

 

JANDARMA KOMUTANLIĞINDA TERFİ EDEN KOMUTANLAR
Jandarma Genel Komutanlığında 1 tümgeneral, 2 tuğgeneral ve 4 albay bir üst rütbeye terfi ettirildi.

YAŞ kararlarına göre, Tümgeneral İbrahim Yaşar korgeneralliğe, tuğgeneraller Ali Lapanta ve Arif Çetin tümgeneralliğe getirildi. Kurmay albaylar Niyazi Erhan Patır, Necdet Güngör, Hacı İlbaş ile Jandarma Albay Hacı Abdullah Doğan tuğgeneralliğe yükseltildi.

GATA’da Tuğgeneral Sadettin Çetiner Tümgeneralliğe, Prof. Tabip albaylar Halil İbrahim Altınsoy, Sait Bağcı, Mehmet Levhi Akın tuğgeneralliğe, Prof. Deniz Tabip Albay Cem Tayfun tuğamiralliğe terfi ettirildi.

 

GÖREV SÜRESİ UZATILAN GENERALLER
YAŞ kararları ile 8 korgeneral, 1 koramiral, 14 tümgeneral, 3 tümamiral, 17 tuğgeneral, 6 tuğamiralin görev süresi 1 yıl uzatıldı. Yüksek Askeri Şura kararlarına göre;

görev süresi 1 yıl uzatılan Kara Kuvvetleri Komutanlığı personeli şöyle:

Korgeneraller: İsmail Hakkı Pekin, Nejat Bek, Ömer Necati Özbahadır, Mustafa Korkut Özarslan, Galip Mendi.

Tümgeneraller: Ahmet Yavuz, Salim Erkal Bektaş, Abdullah Dalay, İhsan Balabanlı, Yüksel Öztekin, Berkay Turgut, Yaşar Bal, Musa Avsever, Ömer Bayraklı, Orhan Turfan.

Tuğgeneraller: Orhan Köprü, Hamza Koçyiğit, Mehmet Ali Yıldırım, Kasım Erdem, Asım Bülent Aker, Levent Gözkaya, Ersun Altunsoy, İzzet Çetingöz, Osman Ünlü, Murat Üçüncü, Fevzi Cömert.”

Görev süresi 1 yıl uzatılan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personeli şöyle:

Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, tümamiraller Halit Özkoç, Haydar Mücahit Şişlioğlu, Atilla Kezek,tuğamiraller Ahmet Türkmen, İsmail Taylan, Sualp Tayfun Atılır, Nadir Hakan Eraydın, Ercüment Tatlıoğlu

Görev süresi 1 yıl uzatılan Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli şöyle:

Korgeneraller Korcan Pulatsü, Ziya Güler, tümgeneraller Semih Birdoğan, Beyazıt Karataş, Atilla Özler,tuğgeneraller Mustafa İlhan, Haşmet Cihangir Kadakal

Görev süresi 1 yıl uzatılan Jandarma Genel Komutanlığı personeli şöyle:

Korgeneral Fikret Demirtaş, Tümgeneral Tunay Bilgen, tuğgeneraller Ali Aydın, Ümit Yılmaz, Murat Kırkaya

Görev süresi 1 yıl uzatılan Gülhane Askeri Tıp Akademisi personeli ise şöyle:

Tuğgeneral Yusuf Ziya Yergök, Tuğamiral Okan Özcan

GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL NECDET ÖZEL


Orgeneral Necdet Özel; 1950 yılında Ankara’da doğdu. 1969 yılında Kara Harp Okulundan, 1970 yılında Piyade Okulundan mezun oldu. 1978 yılına kadar, Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı çeşitli birliklerde Takım ve Bölük Komutanı olarak görev yapan Orgeneral ÖZEL, 1980 yılında Kara Harp Akademisinden mezun oldu.

Kurmay subay olarak sırasıyla; Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Karargâhında Harekât Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Genel Sekreterliğinde Şube Müdürlüğü ve Genel Sekreterlik, Kara Harp Okulu Kurmay Başkanlığı, 17’nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürüttü.

Orgeneral Necdet Özel, 1995 yılında Tuğgeneralliğe terfi etti ve bu rütbede 172’nci Zırhlı Tugay Komutanlığı ile Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Harekât Dairesi Başkanlığı yaptı ve 1999 yılında Tümgeneralliğe terfi etti. Tümgeneral rütbesi ile 39’uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı ile Kara Harp Akademisi Komutanlığı yapmış ve 2003 yılında Korgeneralliğe terfi etti. Korgeneral rütbesi ile 7’nci Kolordu Komutanlığı ve K. K. Eğitim ve Doktrin Komutan Yardımcılığı yapmış ve 2007 yılında Orgeneralliğe terfi etti.

Orgeneral rütbesi ile 2007-2008 yılları arasında Ege Ordusu Komutanlığı, 2008-2010 yılları arasında da 2’nci Ordu Komutanlığı yaptı. Orgeneral Özel, 4 Ağustos 2010 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı görevine atandı. TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası, Kırgızistan Kahraman Madalyası, Romanya Askerî Yüksek Liyakat Madalyası ve Moğolistan Üstün Hizmet Madalyası sahibi olan Orgeneral Necdet Özel, Kamuran Özel ile evli ve bir çocuk babası.

Org. Özel, Jandarma Genel Komutanı olarak görev yaptığı 30 Ağustos 2011 YAŞ toplantısı öncesi Orgeneral Işık Koşaner’in emekliliğini istemesi üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanvekilliği görevlerine atandı. Org. Özel’in asaleten atanması için Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor.

KARA KUVVETLERİ KOMUTANI ORGENERAL HAYRİ KIVRIKOĞLU


Org. Hayri Kıvrıkoğlu, 1948 yılında Konya’da doğdu. Babası emekli Tuğgeneral Mustafa Kıvrıkoğlu.. 1969 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1970 Yılında İstihkam Okulu’ndan mezun oldu.

1977 yılında kadar Kara Kuvvetleri’ne bağlı çeşitli birliklerde Takım ve Bölük Komutanlığı yapan Kıvrıkoğlu, 1979 yılında Kara Harp Akademisi’nden mezun oldu, ardından Kurmay Subay olarak; 3’üncü Ordu Komutanlığı’nda karargâh subaylığı, 8’inci Kolordu Elazığ, Malatya, Bingöl, Tunceli il sıkıyönetim komutan yardımcılığı emrinde karargâh subaylığı, NATO Güneydoğu Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire istihbarat şube karargâh subaylığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri Özel İstihbarat Başkanlığı Dış İstihbarat Şube Müdürlüğü, 66’ncı Zırhlı Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, Belçika/Mons’da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhı’nda (shape) Harekât Başkanlığı Tatbikat ve Değerlendirme Şube İrtibat Kısım Amirliği ve Silah Kontrol Şube Müdürlüğü ile 4’üncü Kolordu 229’uncu Motorlu Piyade Alay Muharebe Grup Komutanlığı görevlerini yürüttü.

1996 yılında Tuğgeneralliğe terfi etti. Tuğgeneral rütbesi ile 3’üncü Ordu Komutanlığı Harekât Kurmay Başkanlığı ve 8’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı görevlerinde bulundu. 2000 yılında Tümgeneralliğe terfi etti.

Tümgeneral rütbesi ile 3’üncü Mekanize Piyade Taktik Tümen Komutanlığı ve Belçika Mons’da Millî Askerî Temsil Heyeti (NMR) Başkanlığı görevlerini yürüttü, 2004 yılında korgeneralliğe terfi etti. Korgeneral rütbesi ile 9’uncu Kolordu Komutanlığı ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde bulunduktan sonra, 30 Ağustos 2008 tarihinden geçerli olarak orgeneralliğe terfi etti ve Ege Ordusu Komutanlığı görevine atandı.

30 Ağustos 2010 tarihinden geçerli olarak 1. Ordu Komutanlığı görevine atandı. 30 Ağustos 2011 YAŞ toplantısında Org. Kıvrıkoğlu Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı.

Asiye Hale Kıvrıkoğlu ile evli olan Hayri Kıvrıkoğlu’nun iki çocuğu var. Genelkurmay Eski Başkanlarından Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun kuzeni olan Hayri Kıvrıkoğlu İngilizce biliyor.

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI ORAMİRAL EMİN MURAT BİLGEL

Emin Murat Bilgel 1952 yılında Üsküdar’da doğdu. 1970 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu, iki yıl subay olarak öğrenime devam ederek 1972 yılında

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda fiilen göreve başladı. 1978 yılına kadar Deniz Kuvvetleri’ne bağlı çeşitli gemilerde branş subaylığı yapan Koramiral Bilgel 1980 yılında Deniz Harp Akademisi’nden mezun oldu.

1997 yılında Tuğamiralliğe, 2001 yılında Tümamiralliğe, 2005 yılında Koramiralliğe terfi eden Bilgel, 30 Ağustos 2009 tarihinden geçerli olarak Oramiralliğe terfi etti ve Donanma Komutanlığı görevine atandı. Oramiral Bilgel, 30 Ağustos 2011 YAŞ toplantısında Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atandı.

HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI ORGENERAL MEHMET ERTEN

Hava Pilot Tümgeneral Mehmet Erten 1948 yılında Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Mumcular köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Milas’ta tamamlayarak 1963 yılında Askeri Hava Lisesine, 1966 yılında Hava Harp Okuluna girdi ve 1968 yılında Asteğmen olarak mezun oldu.

2 nci Ana Jet Üs Uçuş Okulu ve 3 ncü Ana Jet Üs Komutanlıklarında uçuş eğitimini tamamladıktan sonra 5 nci Ana Jet Üs Komutanlığı 152 nci Filoya atandı. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatına katıldı ve 1975-1979 yılları arasında 4 ncü Ana Jet Üs Komutanlığı 142 nci Filo Komutanlığında görev yaptı.

1981 yılında Hava Harp Akademisi eğitimini tamamladı ve sırası ile 4 ncü Ana Jet Üs ve 9 ncu Ana Jet Üs komutanlıklarında Harekat Subaylığı, Hava Kuvvetleri Personel Başkanlığı Plan Şube Müdürlüğünde Proje Subaylığı görevlerini yaptı.

1988-1989 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Hava Komuta-Kurmay Kolejini ve Akademik Öğretmen Kursunu tamamladı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı Personel Yönetim Şube Müdürlüğü görevine atandı, daha sonra Hollanda’da Nato Havadan İhbar-Kontrol Teşkilatında görev yaptı, 12 nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı Değerlendirme ve Denetleme Başkanlığı ve Harekat Komutanlığı yaptı ve GENKUR Bşk.lığı Lojistik Plan Şube Müdürlüğüne atandı.

30 Ağustos 1999 tarihinde Tuğgeneralliğe terfi ederek Hava Kuvvetleri Komutanlığı Plan Prensipler Başkanlığı Plan Program Daire Başkanı olarak atandı.

Tuğgeneral Erten Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın 04 Ağustos 2001 tarihli General atamaları emri ile 12 nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığına atandı.

30 Ağustos 2003 tarihinde Tümgeneralliğe terfi ederek Hava Loj.K.lığı Kurmay Başkanı olarak atanmışlar, 04 Ağustos 2006 tarihinde 2 nci Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığına atandı.

30 Ağustos 2007 tarihinden geçerli olmak üzere Korgeneralliğe terfi ederek Genelkurmay Lojistik Başkanı olarak atandı. Erten, 30 Ağustos 2011 tarihi itibariyle vekaleten Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. Korgeneral Erten,  30 Ağustos 2011 YAŞ toplantısında orgeneralliğe yükseltildi ve Hava Kuvvetleri Komutanı olarak atandı. Evli ve 1 çocuk babası olan Korgeneral Mehmet Erten, İngilizce biliyor.

JANDARMA GENEL KOMUTANI ORGENERAL BEKİR KALYONCU


1972 yılında Kara Harp Okulundan, 1973 yılında Muhabere okulundan mezun oldu.

Muhabere Kurmay Albay Bekir Kalyoncu, Kara Harp Okulu Öğrenci Alay komutanlığı yaptı. Kalyoncu, 30 Ağustos 1997 tarihli Yüksek Askeri Şura kararı ile Tuğgeneralliğe yükseltildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından onaylanan Yüksek Askeri Şura kararı ile 30 Ağustos 2001 tarihinde rütbesi Tümgeneralliğe yükseltildi.

Genelkurmay Başkanlığı Plan ve Harekat Daire Başkanlığı görevine getirildi.

2005 yılında Ankara Garnizon Komutanlığına vekalet etti.

Yüksek Askeri Şura’da alınan kararlarla, 30 Ağustos 2005’te korgeneralliğe yükseldi. 2003 yılında meydana gelen ve 11 Türk askerinin ABD’li askerler tarafından zorla rehin alındığı “Süleymaniye baskını” olayının sonuçlandırılıp askerlerin serbest kalması için ABD’lilerle yürütülen müzakerelerde oynadığı aktif rolden ötürü basında “yıldızı parlayanlar” arasında sayıldı. Başbakanlık Askeri Başdanışmanlığına getirildi.

16 Ağustos 2007’de Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığı Muharebe ve Muhabere Destek Eğitim Komutanlığı görevine atanan Korgeneral A. Cahit Sarsılmaz, 7. Kolordu Komutanlığı görevini Korgeneral Bekir Kalyoncu’ya devretti.

Kalyoncu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 21 Şubat 2008’de başlattığı Güneş Harekatı’nın sorumlu komutanlığını yaptı.

2009 Yüksek Askeri Şura’sında Orgeneral rütbesiyle, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı’na atandı. Org. Kalyoncu, 2011 Ağustos Şurası’nda Jandarma Genel Komutanı olarak atandı.

 

KAYNAK: http://www.haberturk.com/gundem/haber/654950-tsknin-zirvesi-belirlendi


Amerikan Ontex Grubu’na ait çocuk bezi firması Can Bebe’de sayıları 500’ü bulan çalışanların namaz kılmalarına izin verilmemesi kamuoyunda “namaz düşmanlığı” olarak değerlendirilirken, halk arasında infiale neden oldu.

Amerikalı Ontex Grubu’na ait çocuk bezi firması Can Bebe’de çalışanların namaz kılmalarına izin verilmemesi kamuoyunda “namaz düşmanlığı” olarak değerlendirilirken, halk arasında infiale neden oldu.

SANAL ALEMDE İNFİAL

Akit dünkü sayısında eski çalışanların Can Bebe’de namaz kılmaya kesinlikle müsaade edilmediği yönündeki açıklamalarına yer vermiş, iddiaları sorduğu kurum yetkililerinden “Namaz yasağı vardır veya yoktur diye bir şey söyleyemeyiz” cevabını aldığını aktarmıştı.

BU İŞYERİNDE NAMAZ YASAK

Yeni Akit’in gündeme getirdiği konu, internette paylaşım siteleri aracılığı ile yüzbinlerce kişi tarafından paylaşılarak, “namaz düşmanları”na ortak tavır alınması çağrıları yapıldı. Can Bebe yasakta diretirse boykot bile gündemde…

TEPKİ YAĞIYOR

İstanbul Yenibosna’da bulunan Can Bebe ve aynı gruba ait Can Ped ürünlerinin alınmaması yorumlarının yapıldığı paylaşım sitelerinde, bu firmaların telefon, faks ve maille tepki bombardımanına tutulması isteniyor. Sanal ortamda Can Bebe ve Can Ped’in “0 (212) 411 09 00, 0 (212) 599 03 95, hr@ontexglobal.com” şeklinde olan iletişim bilgilere elden ele yayılıyor.

CAN BEBE’DEN AÇIKLAMA BEKLENİYOR

Görüştüğümüz Marka Yöneticisi Nurdan Dinç ile İnsan Kaynakları Müdürü Aylin Sepici Can Bebe’de namaz kılmanın yasak olup olmadığı konusunda “Vardır veya yoktur diye bir şey söyleyemeyiz” diyerek, bu konuda yazılı bir açıklama gönderebileceklerini söylemişlerdi. Ancak halen bir açıklama yapılmış değil.

CAN BEBE’DEN AÇIKLAMA OYUNU

Amerikalı Ontex Grubu’na ait Can Bebe’de namaz kılmanın yasak olduğu doğrulanırken, firma bunu yazılı bir açıklama ile komuoyuyla paylaşmaktan çekiniyor.

Can Bebe firması yetkilileri şu ana kadar bu konuda yazılı bir açıklama yapmadı.

Bu da, iddiayı güçlendiriyor.

İLGİLİ HABER İÇİN TIKLAYIN

Firma diğer taraftan, kamuoyunda “çalışanlarına namazı yasaklayan firma” olarak  anılmaktan da çekiniyor.

Bu endişeyle, tepki için kendilerini arayan vatandaşlara özel yazılı bir açıklama gönderildiği öğrenildi.

Bu açıklamada da, namaz yasağının resmen kabul edildiği görülüyor.

Tepki için kendilerini arayan vatandaşlara gönderdikleri açıklama şöyle:

“Ontex Türkiye olarak mevcut üretim akışının kesilememesi, makinelerimizin 24 saat aralıksız çalışma zorunluluğu, çalışanların makinelerin ve görevlerinin başından ayrılma imkanı bulunmaması nedeniyle, mevcut koşullarımızda fabrika bünyesinde mescit alanı bulundurulamamaktadır. Çalışanlarımız dini vecibelerini mesai öncesi ve sonrasında yerine getirebilmektedir.”

Açıklamadan da, 500’ün üzerinde personeli olan bu firmanın küçücük de olsa bir mescidinin bulunmadığı ve bu firmada mesai saatleri içerisinde namaz kılmanın yasak olduğu anlaşılıyor.

Ancak firma bunu bu şekilde yazılı bir açıklama ile kamuoyuyla paylaşamıyor. Tepki gösteren kişileri özel açıklamalarla püskürtmeye çalışıyor.

Öte yandan, kişilere özel olarak mail yoluyla gönderilen açıklamada, başörtülü personel alımının yasak olduğu iddiası ise açık bir şekilde yalanlanıyor.

Bu işyerinde namaz yasak

“Türkiye’nin en büyük çocuk bezi firması olmakla” övünen Amerikalı Ontex Grubu’na ait Can Bebe’de bir mescit bulunmadığı gibi her nerde olursa olsun çalışanların namaz kılmalarına izin verilmediği ortaya çıktı.

“Anlamasınlar diye, elimi yüzümü lavaboda, ayaklarımı tuvalette yıkayarak abdest alıyordum…”

Bu sözler, Can Bebe adlı çocuk bezini üreten firmada çalışmış bir isme ait. Yani eski bir Can Bebe personeli. Sonra başka bir iş bulunca Can Bebe’den ayrılmış A.B. B’nin Can Bebe’den ayrılmasının nedeni insanın tüylerini diken diken ediyor. Şöyle: “Can Bebe’de namaz kılmak yasak.”

Evet, “Türkiye’nin en büyük çocuk bezi firması olmakla” övünen Amerikalı Ontex Grubu’na ait Can Bebe’de bir mescit bulunmadığı gibi her nerde olursa olsun çalışanların namaz kılmalarına izin verilmiyor. Cuma namazına gitmeleri bile yasaklanan çalışanların, aksi halde işten çıkarıldığı iddia ediliyor. Namazlarını kıyıda köşede kılan personelin ise sürekli kovulma korkusu yaşadığı ifade ediliyor.

YAŞAYAN ANLATIYOR

İstanbul Yenibosna adresinde faaliyet gösteren ve 500’ün üzerinde personeli bulunan Can Bebe’nin eski bir personeli olan A.B. yaşadıklarını Akit’e şöyle anlattı: “Can Bebe’de 9 ay çalıştım, ne biçim bir ortam öyle. Burada vakit ve Cuma namazlarını kılmak kesinlikle yasak. Namazımı gizli saklı, kıyıda köşede kıldım ve sürekli kovulma korkusu yaşadım. Anlamasınlar diye, elimi yüzümü lavaboda, ayaklarımı tuvalette yıkayarak abdest alıyordum. Biri görüp şikayet eder diye. 9 ay bu şekilde adeta işkence gibi geldi bana. Sonra başka bir iş bulup ayrıldım buradan da kurtuldum. Burada başörtülü personel alımı da yasak. Bir tane başörtülü bayan çalışan yok. Müslüman bir memlekette ne acı değil mi? İnsanların hastasının ve bebeğinin dışkısı değerli, namazı değersiz bu kurumun gözü önünde.”

İŞYERİ YALANLAMIYOR

Can Bebe’yi 0 (212) 411 09 00 numaralı telefonundan arayarak yetkililerle görüşmek istedik. Görüştüğümüz Marka Yöneticisi Nurdan Dinç ile İnsan Kaynakları Müdürü Aylin Sepici Can Bebe’de namaz kılmanın yasak olup olmadığı konusunda “Vardır veya yoktur diye bir şey söyleyemeyiz” demekle yetindiler. Bu konuda yazılı bir açıklama gönderebileceklerini söylemekle birlikte, şu ana kadar yapılmış bir açıklama bulunmuyor.

Fatih Akkaya / Yeni Akit